Alt 07-04-2012, 06:44 PM   #1
Anadolu Kartalı
ozkanbozkurt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: May 2012
Bulunduğu yer: Vatan bayrağının dalgalandığı her yer.
Mesajlar: 81
Standart -Olympos- TÜRK! Mitolojisinde "DÜNYANIN ORTA DAĞI" 1. BÖLÜM

YAZI DİZİSİ 1. BÖLÜM

"Yeri basan, tutan dağdır;
Halkı basan, tutan Handır!"

Türk Atasözü


1. TÜRKLERİN KUTSAL DAĞLARI

Büyük dağlar, diğer medenî milletlerde olduğu gibi, Türklerin kalplerinde ve dolayısı ile dinî inanışlarında yer tutmuştur. Zirveleri gökleri deler gibi yükselen ve başları bulutlar içinde kaybolan dağlar, sanki Tanrı ile konuşur ve ilgi kurar gibi görünmüşlerdi. Göğün direği dağ, yeri bastıran dağ ve Tanrıya giden en yakın yol da yine dağ idi. Bu sebeple, "Ortaasya'daki dağların çoğu, Tanrı ile ilgili adlar almışlardı". Bu, yalnız Türklerde değil; Çin'de, Hint'de, İran'da ve S'mi dünyasında da böyle idi. İranlıların Elbûrz dağları, Hint mitolojisinin Himalayaları (Himavat), Çinlilerin Kuan-Iung ve Ki-lien sıra dağları ile Tûr-ı Sina, Kafkas dağları, dünya mitolojisinin ana motiflerini teşkil ederler.

Büyük dağlar, Türk mitolojisinin de en önemli motifleridirler. Her Türk efsanesinde bu kutsal dağlar, açık veya kapalı bir şekilde karşımıza çıkarlar. Uygurların ataları olan Kao-çı Töleslerinin menşe efsanesinde, "Hakan, kızlarını Tanrı ile evlenmeleri için bir dağ üstüne kor ve küçük kız, bu dağ üzerinde erkek bir kurtla evlenerek yeni nesiller meydana getirir". "Erkek kurt" bu efsanede, Tanrının sembolünden başka bir şey değildi.

Göktürklerin menşe efsanesinde ise, "Dişi kurt, çocuğu alarak Turfan'ın kuzey batısındaki bir dağa gitmiş ve orada bulunan, bir mağaradan içeriye girmişti. Bu mağara da, yer altı dünyasına giden bir yoldu". Bu yollar, umumiyetle yine böyle kutsal dağlar içinde bulunurdu. Büyük Ortaasya İmparatorluklarının başkentlerinin kurulduğu "Ötügen dağları" da, böyle kutsal dağlardan başka bir şey değildi.

Uygurların "Kut-Dağı" da çok meşhurdur. Ayrıca Uygurların menşe efsanesinde, "Gökten ışık, iki ırmak arasındaki bir dağ üzerine inmiş ve Uygurların soyları bu yolla türemişlerdi". Göktürklerin, doğudaki büyük sıradağlara "Kadır-Kan" demelerinin sebebi, yine dinî sebeplere dayanıyordu.

Oğuz Destanı'nda ise, durum bambaşkadır. Oğuz-Han'ın kendi öz yaylaları olan, "Or-Tag" ve "Kür-Tag"lar, gerçek mitolojik çehrelerini kaybetmişlerdir. Fakat adlarından da anlaşılacağı üzere, onlar da Oğuzların kutsal dağları idiler. Oğuz Destanına göre, Oğuz-Han bütün dünyayı zaptetmişti. Onun başkenti ve ordugahı olan Or ve Kür dağlar da, tabiî olarak dünyanın ortası olacaktı. "Kazılık" dağı da Oğuzların dağlarından biri idi.

2. TÜRKLERE GÖRE "DÜNYA DAĞI"

"Türklere göre Dünya dağı":


X. ve XI. yüzyıllarda, büyük devlet kuran Türkler, oldukça realist bir düşünce içine girmişlerdi. Böyle gerçekçi, bir düzene girmelerinde, şüphesiz ki İslamiyetin de büyük tesirleri olmuştu. Buna rağmen, Türk atasözlerinde ve şiirlerinde eski inançların izleri de görülmüyor değildi. Şu eski Türk atasözü konumuz bakımından büyük önem taşımaktadır.

"Yer basrukı tag, budun basrukı beg", yani "Yerin baskısı dağ, budunun baskısı ise, bey veya hükûmdardır". Bu eski atasözünü, başka bir şekilde de türkçeye aktarabiliriz: "Yeri tutan dağ, milleti tutan ise beğdir". Bu atasözüne göre, "Eğer dağlar olması idi, yer, yer olamayacaktı. Belki de dağılıp gidecekti. Tıpkı hükûmdarların toplumları tuttuğu gibi". Tabiî olarak bunu yapan da Tanrı idi. Bu konuda başka bir atasözü de şöyle diyor: "Tengri, tag birle yerig basurdı". Yani "Tanrı, dağ ile yeri bastırıp daha sağlam yaptı".

Dağa kişilik veren Türk inançları da çoktur. Yeri geldikçe bu konu üzerinde de duracağız. Yalnız, bugün de söylediğimiz bir atasözümüzü, bin sene önceki söylenişi ile, vermeği de faydalı buluyoruz: "Tag tagka kavuşmaz, kişi kişiye kavuşur". "Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur". Türklerde dağlar hakkında pek çok deyimler vardır. Bunların hepsini burada inceleyecek değiliz. Ancak güneş görmeyen, bin sene önceki deyimle "kuz dağları", "Kutsal ardıçlı (Arduçlıg) dağlar", Türk mitolojisinde ve masallarında büyük bir yer tutuyorlardı.

Türk mitolojisindeki "Altındağ"lar da inceleyeceğiz. "Gök-Tepe", "Ala-Dağ" gibi, kutsal renkler taşıyan dağlar da yok değildir. Fakat dağlar, Türk edebiyatında genel olarak "kara" renkle anılırdı. Dede Korkut kitabında dağlar için söylenmiş iki güzel soylamayı burada almağı, faydalı görüyoruz:

1. Kara tağum, yükseği oğul! Karangulu
gözlerin aydını oğul!

2. Kara tağum, yükseği oğul! Kanlı suyım,
taşkunı oğul!

Altay ve Sibirya masallarında Türk bahadırları anlatılırken, değil bütün vücutları; baldır ve bacakları bile, dağlara ve dağ sağrılarına benzetiliyordu.

"Türk halk edebiyatında, Dünya dağı":

Hiç Şüphe yok ki, Anadolu'ya gelen Türklerde, eski Ortaasya mitolojisinin gökleri delen Altındağ veya Akdağ'ları kaybolmuş ve onların yerini, "Kaf dağı" ile "Tür" dağları almıştı. Zaten, efsanevi eski Türk dağları da mitolojide, Önasya'nın bu dağlarının birer paralellerinden başka bir şey değil idiler. Nitekim Yunus Emre şöyle diyor:

"Kaf dağı zerrem değil Ay ve Güneş bana kul,
"Ben kuş dilün bilürüm söyler Süleyman bana!"


"Kuş dilini bilme", yalnız İslamiyetten sonra değil; çok önceleri de Türk mitolojisinde yaygındı. Fakat Yunus, aynı zamanda İslamiyeti de çok iyi bilen, bilgin bir insandı. Deyimleri ise, eski yüzyılların türkçesi idi. Fakat fikirleri, İslami düşüncelerin en derinlerinden geliyordu.

Ermişlerin yükseldikleri dereceler de, "dağ" ve "yayla" deyimleri ile tarif ediliyorlardı. Meselâ Hatayî, yani Şah-İsmail'in bir şiirini, buna örnek olarak verelim:

"Çıktım Kırklar yaylasına,
"Çağırdım üçler aşkına,

"Yüzümü yerlere sürdüm,
"Yediler, kırklar aşkına!"


"Tûr-ı Sin'" dağı için, Türk halk edebiyatında söylenmiş mısralar sayısızdır. Özellikle, Bektaşîlerin "Devriye"lerinin hemen hemen hepsinde, bu dağın adına rastlanır. Bunlar arasında en arı türkçe ile yazılmış Muhyiddin Abdal'ın bir şiirini örnek olarak verelim:

"Güller açılır çağında,
"Kevser ile Tûr dağında,
"Bülbüller öter bağında,
"Koyun bile güttüm ben!"


"Kaf dağı", büyüklük ve yüksekliğin sembolüdür. Fakat mitolojiktir. Bu sebeple, İsl'mi edebiyat Kaf dağı yerine Tûr dağını tercih etmiştir. Çünkü bu dağ, Tanrı ile ilgi kuran bir dağıdır. Mutasavvıflar, ermişliğin yüceliğini de Tûr dağına benzetirlerdi. Meselâ Seyyid Nesimi şöyle diyor:

Musa benim kim Hak ile daim mün'cat eylerim,
Gönlüm tecelli Tûr'udur anın çün Tûr olmuşum.

Tabiî olarak bu, "Tecellî ve Südûr" nazariyesine göre söylenmiş bir şiirdir. Türk mitolojisi ile ilgisi yoktur. Fakat Sibirya ve Altay'daki Türk masallarında da, "İnsanlar kendilerini kutsal ve büyük dağlar gibi yüceltmeğe çalışmışlardı".

Türk düşüncesinde dağ ve tepeler, her şeyin ortası ve yerin düğümüdür. Nitekim bir Erzurum atasözünde de şöyle deniyordu: .

"Kırk dereyi, bir tepe keser"

"Dünya dağı düşüncesinin astronomik temelleri":

Yer ile göğün, ya bir demirdağ veyahut da demir bir ağaçla birleşmiş olduğu hakkındaki düşünceleri, muhtelif bölümlerimizde incelemiştik. Bu inanışlara göre, dünyanın ortasından bir dağ yükseliyor ve kutup yıldızına kadar varıyordu. Bu konuları "Kutup yıldızı" ile ilgili bölümümüzde incelemiş ve bu yıldıza Türklerin, niçin "Demir-Kazık" dedikleri üzerinde durmuştuk. Bazı Ortaasya kavimlerine göre ise, "Bu dağın tam tepesinde, Tanrının altın tahtı bulunurdu". Türklerin kutsal yönleri doğu idi. Fakat Ortaasya ve Sibirya kavimleri arasında, "kuzeye tapınanlar" da yok değildi. Bunu sebebi de, Kutup yıldızının kuzeyde olmasından ileri geliyordu. Kuzey-Batı Sibirya'daki Türklerle ve bilhassa Macarlarla akraba Ostyak kavimleri, Kutup yıldızına "Demir Kazık Baba" derlerdi. Bundan dolayı da senenin belirli zamanlarında Kutup yıldızına kurban verirlerdi. Bu daha çok, Hint mitolojisine dayanan bir inançtır. Hint mitolojisine göre, dünyanın ortasından, tanrılara kadar yükselen "Sumeru" adlı büyük bir dağ vardı. Eski Hint metinleri zaman zaman bu dağa "Sumer-Baba" adını da verirlerdi.

3. ALTIN DAĞ VE AKDAĞLAR

"Türk mitolojisindeki Altındağ":

Yüksek dağlar Tanrıların yeri olara kabul edilirdi. Bu inanış, Türkler arasında çok yayılmıştır. Bu konu ile ilgili kayıtları, eski İran kaynaklarında bile bulabiliyoruz. Biliyoruz ki eski Türkler, ölen Türk büyüklerini, yüksek dağ tepelerine gömerlerdi. Altay dağlarındaki rastlanan kurganların çoğunun, yüksek dağlarda bulunmasının bir sebebi de bu idi. Bazı dağlar da, böyle Türk büyüklerine mezarlık ettikleri için şöhret bulmuşlardı. Meselâ Göktürk yazıtlarının bahsettiği "tinesi oglı yatıgma tag", yani "Tinesi Oğlu'nun yattığı dağ", bunlardan birisidir. Eski Türkler, çok yüksek dağlara "Kan" adını verirlerdi. Uygur iline yakın, çok yüksek bir dağa da"Altun-Kan" derlerdi. "Altın" gibi dağlardan da, çok söz edilirdi. Göktürk yazıtlarında da böyle dağlar vardır.

"Altındağ" motifi bütün incelikleri ile, yalnızca Altay Türklerine ait mitolojik masallarda görülür. Onlara göre, "Gök kubbesinin altında, som altından yapılmış bir dağ vardı. Fakat bu dağın tabanı ve etekleri, yeryüzüne kadar inemiyordu. O, gökler âlemi ile ilgili ve göklerin bir dağı idi. Büyük Tanrı Bay-Ülgen, yeryüzünü yaratırken, bu dağda oturmuş ve yaratılışı, Altındağ'dan idare etmişti. Altındağ'ın üzerinde, ay ile güneşin ışıkları daima parlar ve gece denen şey, hiç görülmezdi". Bazı masallarda bu dağın çöktüğü, ve bu yüzden dünyanın gölgelendiği de söylenirdi. Kuzey-Doğu Asya'ya gidildikçe bu inanç, daha da iptidaileşir ve Amerika yerlilerine kadar uzanır. Doğu, Sibirya'daki Goldlara göre, "Bu dağ taştan yapılmış imiş, bunun için insanlar, bir gün bu dağdan bir taş düşecek diye, korkarlarmış. Tanrı, bu dağın insanlar tarafından görülmesini hoş görmemiş ve gözlerden gizlemek için, hava tabakasını yaratmış. O zamandan beri bu dağı yer yüzünden bir daha gören olmamış".

"Türk mitolojisindeki Akdağ":

Akdağ, Türk yer adları arasında, en çok gölenlerden birisidir. Az yukarıda da gösterdiğimiz gibi, Türk dilinde ve edebiyatında dağla beraber kullanılan renk daha çok, kara idi. bir dağ, ne kadar beyaz olursa olsun, yine de toprak rengindedir. Bir dağa eğer "Ak" denmişse, onda manevî bir sebep aranmalıdır. Uzun zamandan beri dış âlemle ilişkilerini kesmiş ve dış tesirlere karşı kapılarını kapamış olan Yakut Türklerine göre,"Tanrı bembeyaz ve ap ak bir dağ üzerinde oturmuş. Dağın tam zirvesine kurduğu tahtına ise, üç basamaklı gümüş merdivenle çıkılırmış". Yakut masallarında "Tanrı, süt akında 7 katlı, beyaz dağ üzerinde tahtını kurmuş oturuyor", tekerlemeleri, sık sık görülen şeylerdendir. Yakut Türkleri, vaktiyle kuzeye göç etmişler ve yeni yurtlarını, Kuzey buz denizine yakın yerlerde kurmuşlardı. Bu sebeple, güneydeki Türk âlemi ile ilişkileri, hemen hemen hiç kalmamıştı. Güney Sibirya'daki, meselâ Abakan Tatarlarının ise durumu böyle değildi. Eski Kırgızların toruları olan bu Türkler, daima türkçe konuşmuşlar ve Türk âlemi ile, ilişkilerini kesmemişlerdi. Onların dünyayı görüş ve anlayışlarına göre, "Kuzeyde büyük bir okyanus vardı. Efsanevî büyük hakanlardan biri olan Ak-Han, bu büyük denizin kenarındaki Akdağ'ın eteklerinde, denizin köpükleri yanında oturur ve bu kutsal denizden de su içerdi".

Dede Korkut kitabındaki; masal tekerlemelerine benzeyen, şiir halindeki bu sözlerde, dış tesirlerin bulunması pek muhtemel değildir. Bunlar, yeni meydana gelen bir düşünce düzenini değil; halk dilinin, insan ağzının, asırlardan beri söyleye söyleye, meydana getirdiği verilerdir.

KAYNAK: Bahaeddin ÖGEL
________________

"Arzumuz, dışarıda bağımsızlık, içeride kayıtsız ve şartsız milli egemenliği korumadan ibarettir. Milli egemenliğimizi hatta bir zerresini bozmak niyetinde bulunanların kafalarını parçalayacağınızdan eminim!" M. Kemal Atatürk 1923
ozkanbozkurt isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
bÖlÜm, dÜnyanin orta daĞi, mitolojisinde, olympos, türk

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
"Çevik Bir Paşa mesai arkadaşım değildi" - Tünay Süer yazdi SenolKacar Osman Pamukoğlu 5 01-12-2014 11:55 AM
"TÜRK"lük... ozkanbozkurt HEPAR Muhabbet 1 12-24-2012 06:36 PM
HEPAR Mersin İl Başkanı: "Bu Ülkenin yönetimine talibiz." SenolKacar Gündem 0 08-17-2012 04:59 PM
Osman Pamukoğlu: "Mahalle kabadayılığı bize sökmez" SenolKacar Gündem 0 08-17-2012 03:40 PM
-Olympos- TÜRK! Mitolojisinde "DÜNYANIN ORTA DAĞI" 2. BÖLÜM ozkanbozkurt Türk Kültürü 0 07-18-2012 01:06 AM

forumhome_end.png